
Sakız Adası, zengin tarihi, büyüleyici doğası ve özgün Yunan kültürüyle her ziyaretçisine farklı bir his yaşatan nadir Ege adalarından biridir. Ortaçağ köylerinde dolaşmak, dramatik doğa manzaralarını keşfetmek ya da deniz kıyısında sakin bir öğleden sonra geçirmek isteyenler için adanın her köşesinde ayrı bir güzellik saklıdır. Peki bu adayı bu denli özel kılan ne? Ünlü simgelerinden en az bilinen gizli hazinelerine kadar Sakız Adası'nın sunduğu deneyim, alışılageldik turizm anlayışının çok ötesine geçiyor.
Kesinlikle Görülmesi Gereken Yerler
Mesta ve Pyrgi köyleri, Yunanistan'ın en iyi korunmuş ortaçağ yerleşimleri arasında gösteriliyor. Mesta'nın surlarla çevrili dar sokaklarında yürümek, adeta canlı bir açık hava müzesini gezmek gibi; Pyrgi'nin siyah-beyaz geometrik cepheli evleri ise görenleri derinden etkiliyor. Bu iki köy, birbirinden farklı mimari dilleriyle Sakız'ın çok katmanlı tarihini gözler önüne seriyor.
Nea Moni Manastırı, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve 11. yüzyıla ait nefes kesen Bizans mozaikleriyle büyüleyen tarihi bir yapı. Provateion Dağı'nın yamaçlarında, Sakız kasabasına yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta sakin bir konumda yer alıyor. Manastır, Bizans imparatoru IX. Konstantinos Monomakhos döneminde inşa edilmiş ve yaklaşık 17.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuş. İçindeki altın zemin üzerine işlenmiş mozaikler, 'Makedonya Rönesansı' olarak adlandırılan dönemin en nadide sanat örnekleri arasında sayılıyor.

Doğa tutkunları için Emporios'taki Mavra Volia Plajı, siyah volkanik çakılları ve kristal berraklığındaki sularıyla başlı başına bir deneyim. Suya girmek istenmese bile yalnızca o manzarayı görmek bile başlı başına yolculuğa değiyor. Sakız Adası'nın en özgün doğal güzelliklerinden biri olarak öne çıkan bu plaj, adayı diğer Ege adalarından ayıran farklılıklardan sadece birini temsil ediyor.
Chios Damla Sakızı Müzesi, adanın dünyaca ünlü doğal reçinesi olan mastik ve onun sayısız kullanım alanı hakkında derinlemesine bilgi sunan keyifli bir durak. Müzeyi ziyaret edenler, bu eşsiz bitkisel ürünün tarihine ve adanın ekonomik kimliğiyle olan bağına dair çarpıcı bilgilerle geri dönüyor. Son olarak Anavatos Hayalet Köyü, kayalık bir tepe üzerinde terk edilmiş ortaçağ yerleşimiyle panoramik manzaraları ve Sakız'ın geçmişine açılan pencereleriyle görenleri derinden etkiliyor.
Yerel Saklı Köşeler
Agio Galas Mağaraları, binlerce yıl öncesine dayanan arkeolojik bulgularıyla adanın prehistorik geçmişini gün yüzüne çıkaran bir mağara sistemi. Vrontados ise Paskalya 'Roket Savaşı' geleneğiyle nam salmış olmakla birlikte, deniz kıyısında yürüyüş için de son derece elverişli ve taze deniz ürünleri sunan balıkçı lokantalarıyla dolu bir köy. Lagada Köyü'nün sahil tavernalarında oturulup Ege manzarası eşliğinde taze deniz ürünleri tattırılıyor; o sakin öğleden sonra atmosferi, bu köyü adanın en çekici köşelerinden biri yapıyor.
Avgonima ise adanın dağ köyleri arasında öne çıkan küçük ama etkileyici bir yer. Gün batımı manzaraları ve geleneksel Yunan mutfağıyla masa kuran restoranları, buraya uğrayanların çoğunun hafızasında uzun süre yer ediniyor.
Sakız Adası'nı Keşfetmenin En İyi Yolları
Araç kiralamak, uzak köylere, ücra plajlara ve manzaralı dağ yollarına kendi temposunda ulaşmak isteyenler için en pratik seçenek olarak öne çıkıyor. Oinousses veya Psara'ya yapılacak bir tekne gezisi ise dokunulmamış güzelliğiyle büyüleyen ve zengin denizcilik tarihine sahip bu küçük adaları keşfetmek için bulunmaz bir fırsat sunuyor.
Amani veya Kampia Vadisi yürüyüş rotaları, adanın doğal dokusunu yakından deneyimlemek isteyenler için ideal güzergahlar arasında gösteriliyor. Bu patikalar, Sakız'ın yalnızca haritada görünen değil, ayakla hissedilen bir ada olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.